Anadolu’nun farklı kentlerinde bulunan ve günümüze kadar gelerek kültürel bir miras oluşturan Anadolu Selçuklu medreseleri, kendine has mimari özellikleri ile giden ziyaretçilerinin büyük ilgisini görüyor. 12. ve 13. asırdan kalan bu tarihî yapılar Erzurum, Kayseri, Sivas, Konya ve Kırşehir’de konumlanıyor. Türk – İslam sanatının başyapıtlarından kabul edilen bu eserler UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde bulunuyor. Bir Anadolu turuna çıkmak isterseniz Anadolu Selçukluları döneminden kalan medreseleri de ziyaret etmeyi unutmayın.

Anadolu Selçukluları Medreseleri
Anadolu Selçukluları Medreseleri

ANADOLU SELÇUKLU MEDRESELERİ HAKKINDA BİLGİ

Anadolu Selçuklu medrese mimarisi, mimarlığın en özgün anıtları olarak kabul ediliyor. Kubbeli ya da açık avlulu olarak 2 ana şekil üzerinde mimarileri yoğunlaşan bu tarihî yapılar, günümüzde de pek çok sanatseverin ve yerli ve yabancı turistlerin ilgi gösterdiği yerler olarak bilinir.

Anadolu Selçuklu medreseleri hakkında bilgi
Anadolu Selçuklu medreseleri hakkında bilgi

Koruma altında bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan camiler arasında Konya’daki İnce Minareli Medrese ve Karatay Medresesi, Sivas’taki Çifte Minareli Medrese, Gök Medrese ve Buruciye Medresesi, Erzurum’daki Çifte Minareli Medrese, Kayseri’deki Sahabiye Medresesi ve Çifte Medrese ile Kırşehir’deki Cacabey Medresesi bulunur.

İNCE MİNARELİ MEDRESE (KONYA)

Konya’nın Selçuklu ilçesinde yer alan İnce Minareli Medrese, Alaaddin Tepesi’ne yakın bir mesafede bulunur. 1279 tarihinde açılan bu tarihî yapı, hadis ilmi öğretilmek amacıyla Selçuklu Sultan olan II. İzzettin Keykavus döneminde yapılmıştır. Kapalı yani kubbeli medrese tarzındaki tek eyvanlı yapı günümüzde Taş ve Ahşap Eserler Müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlamaya devam etmektedir. Medrese olarak işlevini 19. asrın sonuna kadar sürdüren medrese, sonraki dönemlerde onarımdan geçirilmiştir. 1936 senesinde yani Cumhuriyet Dönemi’nde restorasyonu yapılan İnce Minareli Medrese, 1956 senesinden bu yana müze olarak ziyaretçilerine kapısını açmıştır. Vezir Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından inşa ettirilen yapıyı gezecek olursanız, Selçuklu ve Karamanoğlu dönemlerine ait taş ve mermer kitabeleri, Konya Kalesi’ne ait yüksek kabartma rölyefleri, çeşitli ahşap malzemeye oyma tekniği ile yapılmış kapı ve pencere kanatlarını ve Selçukluların sembolü çift başlı kartal ve kanatlı melek figürlerini görebilirsiniz. Müze 15 nisan – 2 ekim tarihlerinde 09.00 – 18.40, 3 ekim – 14 nisan tarihleri arasında ise 09.00 – 16.40 saatlerinde 5 Türk lirası ödeyerek gezilebilir. Müzede Müzekart da geçerli oluyor.
*Fiyatlar ve saatler Mart 2018 tarihinde güncellenmiştir.

KARATAY MEDRESESİ (KONYA)

Yine Konya Selçuklu’da görebileceğiniz bir diğer Selçuklu medresesi, Karatay Medresesi olarak karşınıza çıkıyor. Celaleddin Karatay’ın 1251 senesinde yaptırdığı eserin mimarı ise bilinmiyor. Osmanlı döneminde de aynı amaçla işlevine devam eden Karatay Medresesi tek katlı ve kapalı medrese türündedir. Günümüzde müze olarak ziyaretçilerini ağırlayan Karatay Medresesi’nin eyvanında Selçuklu Dönemine ait çini kalıntıları, Selçuklu ve Osmanlı Dönemine ait seramikleri görebilirsiniz. Kubbeli salonda ise Selçuklu dönemine ait cam tabak, çini parçalarının yanı sıra Osmanlı dönemine ait seramikleri inceleyebilirsiniz. Müze olarak hizmet veren medreseyi 15 nisan – 2 ekim tarihleri arasında 09.00 – 19.00, 3 ekim – 14 nisan tarihleri arasında ise 09.00 – 17.00 saatlerinde gezebilirsiniz. Giriş ücreti 5 Türk lirası, Müzekart ise geçerli oluyor.

*Fiyatlar ve saatler Mart 2018 tarihinde güncellenmiştir.

ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE (SİVAS)

Selçuklu döneminin anıtsal yapılarından biri olarak kabul edilen Çifte Minareli Medrese, 1271 senesinde yapılmıştır. Günümüze ulaşıncaya kadar pek çok tahribata uğrayan eserden yalnızca ön yüzeyi ayakta kalabilmiştir. İhtişamlı görünüşü ve tuğla örgülü iki minaresi dikkat çekicidir. Sivas’ın merkezinde bulunan medreseyi görmek için bir ücret ödemeniz gerekmiyor.

GÖK MEDRESE (SİVAS)

Sahibiye Medresesi olarak da bilinen Gök Medrese de yine Sivas merkezde konumlanır. 1271 döneminde inşa edilen yapı, Türk mimarisinin ve süsleme sanatının bir arada görülebildiği en güzel örnekler arasında kabul edilir. Dikdörtgen yapılı medrese 2 katlıdır. Yıpranmış olsa da tarihe meydan okuyarak günümüze ulaşmayı başaran Gök Medrese, içerisinde bulunan mavi tonlarındaki çinilerden bu adı almıştır. Yapı 1927 senesinden bu yana müze olarak turistlerin ilgisini çekmeyi başarmıştır.

BURUCİYE MEDRESESİ (SİVAS)

Sivas merkezde bulunan Buruciye Medresesi, sahip olduğu taç kapısıyla Anadolu’nun en ünlü yapıları arasında kabul edilir. Gök Medrese ile aynı yıl inşa edilen yapı, yaklaşık 800 senedir ayaktadır. Açık avlulu Buruciye Medresesi kareye yakın dikdörtgen planlıdır. Medresenin içinde eseri yapan mimarın ve çocuklarının kabirleri yer alır. 1966 senesinde onarımdan geçtikten sonra müze olarak işlev gören yapı sonraki zamanlarda da bakım ve onarımdan geçmiştir.

ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE (ERZURUM)

Erzurum’un simgelerinden biri olan Çifte Minareli Medrese’nin 13. asrın sonuna doğru yapıldığı varsayılır. Anadolu’nun en büyük eserleri arasında kabul edilen yapı her sene binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret akınına ev sahipliği yapar. Hatuniye Medresesi olarak da bilinen bu tarihî yapı açık avlulu medrese grubunda yer alır. 2 kat ve 4 eyvana sahiptir. Figürlü süslemeleri ve oymaları hayranlık uyandırıcıdır.

SAHABİYE MEDRESESİ (KAYSERİ)

Selçuklu taş işçiliğinin en önemli eserleri arasında kabul edilen Sahabiye Medresesi’nin ön yüzü orta boylu bir kervansaray görünümündedir. 1267 yılında inşa edilen tarihî eser, günümüzde kitapçılar çarşısı olarak kullanılmaktadır. Tarih boyunca pek çok onarımdan ve bakımdan geçen eser dışa doğru yükselen taç kapısı ile beğeni toplar.

ÇİFTE MEDRESE (KAYSERİ)

Tıp bilimlerinin öğretildiği medrese ve hastane olarak 1206 senesinde inşa edilen yapı, Giyasiye Medresesi ve Şifaiyesi olarak da anılır. Açık avlulu 2 yapıdan meydana gelir. I. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından inşa ettirilen yapı Kayseri’nin Kocasinan ilçesinde konumlanır.

CACABEY MEDRESESİ (KIRŞEHİR)

Rasathane olarak işlev gören Cacabey Medresesi, dönemin Kırşehir valisi tarafından 1273 senesinde inşa ettirilmiştir. Günümüzde cami olarak işlevine devam eden medrese, kesme taştan inşa edilmiştir. Halk arasında Cıncıklı Camii olarak da anılan yapı kapalı avlulu ve kare planlıdır. Yapı 2014 senesinden bu yana diğer medreseler gibi UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndedir.